neden böyle bir şey yaptım bilmiyorum. ama belki benimle ilgili bazı şeyleri, yazacağım bir kaç kelimeyi merak edenler olur..

söz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
söz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazartesi, Ağustos 20, 2007

Dönüşlü Fil

Dönüşlü filler lunaparkta olur, atlı karıncanın hemen yanıbaşında. Dönüp dururlar mütemadiyen. Gondol filan da olur lunaparkta, binince mideniz havalanır. İnsanın burnunun havalanmasından iyidir elbet. Biz büyüdük ve kirlendi dünya vecizesi mucibince büyüyen insanlara, lunapark eskisi kadar pırıltılı gelmeyebiliyor.

Dönüşlü fiiller var bir de. Kendi kendine, kendi için yapılan şeyler bunlar; yıkanmak, taranmak, giyinmek gibi. Görüldüğü üzere fiilin emir kipine bir -n eklemek suretiyle elde ediliyor.

Düşününce; blog yazmak işi her ne kadar -n ekini barındırmıyorsa da dönüşlü bir fiildir. Hiç değilse benim için, öylesine, kendim için olduğu sürece.

Bu ve bunun gibi bilgilere sahip olduktan sonra diyebiliriz ki bloga mektup yazmak, bir nevi kendine mektup yazmaktır, kendiyle konuşmaktır. Kendiyle konuşmak yaşamak olduğuna göre, bloga mektup yazmak bir şekilde yaşamak olmaz mı bu halde? Bir yerde yaşadığını yazmak işte.

İlhan Berk demiş ki, "ben yaşamadım, yazdım." Ne de hüzünlü onun için. Yaşamadığını yazanlara iyi bakmadığımı daha önceleri söylemiş miydim?

Yazı neden insanın amacı olsun ki, ancak bir araç olmalı sanki. Yaşam dediğimiz yaşamak içün olduğundan kelli yazmak ancak `böyle bir şey de yaşandı´ keyfiyetinde notlar düşmek içindir. Yahut sadece düşünmek, düşünceleri bir arada görmek içindir. Fikriyatın inkişafını tetkik edebilmek içindir filan.

Netice itibariyle, kendime mektup yazarken, kendimi yaşıyorumdur zaten kendi kendime. Sanırım.

Cuma, Ağustos 03, 2007

Anlatabildiklerim

Dün akşam saatlerinde birden aklıma geldi, aslında anlatabildiğimi sandığım şeylerden emin olmam imkansız.

Aynı metni veya aynı sahneyi izleyen iki kişinin tamamen farklı çıkarımlar yapması mümkün. Ya da buna çıkarım demeyelim, iki farklı bilince değişik çağrışım yollarını açması ve umulmadık yolculuklara çıkarması olası.

Üstelik bu durum, bir kişinin iki farklı zamandaki algısı için de geçerli. Vücut ısısı, beslenme davranışları ve dahi hava durumu gibi pek çok iç yahut dış etken algı ve çağrışımlar üzerinde etkili olabilir.

Anlattıklarımın anlaşılması benim ne anlattığımdan neredeyse bağımsız olduğuna göre benim tek yapabileceğim ancak kendim olmaktır. Sonrasında şansımın yaver gitmesini bekleyip muhatabımın kafatasının içindeki kaosun lehime sonuçlanmasını bekleyebilirim.

Bu, tıpkı silahla adam öldürmenin teorik olarak imkansız olması gibi.

Neyse ki tetiğe bastığımızda adamlar ölüyor. Çok şükür.

Cuma, Şubat 23, 2007

Söz

Bilenler şöyle demiş:

Söz; anlamayana söylenir.

Bil-sen-de

Pardus... Özgürlük Için...

Firefox 2

Bazen Okurum

Dinle-sen-de