neden böyle bir şey yaptım bilmiyorum. ama belki benimle ilgili bazı şeyleri, yazacağım bir kaç kelimeyi merak edenler olur..

Salı, Mayıs 30, 2006

uçurtma

çocukluğumda benim hiç uçurtmam olmadı. sonrasında da olmadı. aman ne romantik diye anlatmıyorum, özenmişimdir koşarak altıgen şeklindeki uçurtmasını havalandıran çocuklara. hani bir yanım da tamam uçurtma havalandı ve uçuyor, ee sonra ne olacak diyor. bilmiyorum ama tatlı, şirin bir his. uçurtma yapan çocukların bir sonraki adımı model uçak olabilir mesela. uçak mühendislerine sormak lazım kaçı uçurtma yaparak başlamıştır mesleğe. ben kendi mesleğime çok erken yaşta dedemin yeni almış olduğu hesap makinesini su dolu kovaya daldırarak başlamışımdır. ıslanınca çalışıyor mu diye test ediyordum, çalışmadı tabî ki. işte o çok yaratıcı olduğum ve uçurtmam olmadığı zamanlarda garip isteklerle ortaya çıkardım. ortadan ikiye kesilmiş bir elma getirmişti annem yemem için, olmaz ben bütün istiyorum diye tutturmuştum. çaresiz birleştirmişti anneciğim. {nasıl olduğunu merak eden olursa ayrıca anlatırım :-) }

bir ilkbahar günü bulutların arasında süzülen uçurtmayı görünce, bende istiyordum diye tutturdum. çözüm olarak evde mevcut bulunan alet edavat ile şeytan uçurtma yapabiliriz deyince annem, yatıştım. bu kağıttan yapılan basit uçurtma 'şeytan' gibi olduğundan pek cezbetmişti beni. tamam o zaman! hemen yaptık, beyaz dikiş ipi makarası da uçurtmama eklendiğinde uçuşa hazırdık. kokpiti hazırlamak gerekliydi. pencerenin dışına monte edilmiş, pencere eninde ve yüksekliğinde, 50 cm kadar dışarı uzanan kafesim benim için biçilmiş kaftandı. apartmanın en üst katında oturuyor olmak uçuş için en uygun ortamı sağlıyordu zaten, pilotajın rahat ve güvenli bir biçimde sağlanması için kafesin içine bir de minder yerleştirince kalkışa geçtik. rüzgarın da yardımıyla sokaktaki çocukların gıpta ettiği şeytan uçurtmam salına salına uçmaya başladı. aslında uçan o değil bendim. şimdilerde farkettiğim o çocuksu esaretimin intikamı gibiydi o uçurtma, onun özgürce havada salınması aslında tümüyle beni temsil ediyormuş. şüphesiz o zaman bunları ifade edemezdim ama o günkü hislerimin tercümesi böyle bir şey olsa gerek. türbülansa girmeden, hava boşluklarına düşmeden süren yolculuğumuz sırasında tecrübeli hostes annem, otomatik pilota geçip yemeğimi yemem konusunda ısrar edince ipi kafesimin demirlerine bağlayıp içeri girdim. bir güzel karnımı doyurup pencereyi açtığımda koskocaman bir hayalkırıklığı vardı. uçurtmam ipini koparıp gitmişti. makara, pilot koltuğunda yani minderimde öylece duruyordu. boş boş bakmıştım arkasından. annem şimdi hatırlamadığım teselli edici şeyler söylemişti. ve çok iyi hatırlıyorum, istediği olmayınca ağlayıveren şımarık çocuklardan değildim ben. hüzün içinde tasımı tarağımı toplayıp içeri girmiştim. çok üzülmüştüm, özgürlüğüm uçup gitmişti o uçurtmayla. bu erken tecrübe sayesinde hayatımdan ansızın uçup gidenler karşısında metin olmayı öğrenmştim sanırım. bir gün uyanınca, her şey bambaşkaysa ve buna öyle çok da şaşırmıyorsam bundan olsa gerek. üzülüyorum tabî ki, ama çok üzülüyor olmak bazı şeylerin değişmesi için yetmiyor, ipini koparan uçurtmam da hiç geri dönmedi. dönse ne olurdu bilemiyorum ama sonrasında da hiç uçurtmam olmadı.

çizim nataliedee.com'dan alınmıştır.

6 yorum:

azey dedi ki...

:))

Adsız dedi ki...

bir uçurtma olsam, yollara vursam..

inanmazsınız ama ben bir zaman öğretmendim. çocuklara arada yazı yazdırırdım. "ben bugün... olsam." girişli bir yazı yazdırmış, hayallerinin sınırsız olduğuna şahit olmuştum. ama en çok uçurtma olmak akıllarına gelmediğine şaşırmıştım..

işte şimdi ben diyorum:
"ben bugün uçurtma olsam, yollara vursam.. çocuklar peşimden koşsa, yakalayacak gibi oldukları anda hızlansam..."

lula

Adsız dedi ki...

her secis bi wazgecistir...
eger birine karsi bi tawir yaptiysak ve bu tawirda yersizse bazen bedeli o kisiyi kaybetmek olur... yaptiimizin bilincindeysek sasirmayiz sabah uyandigimizda... o tarafta durum farklidiramagecbi farkedis wardir... ii goruuslerde yanilmis oldugua inanis wardir... warogluwardir... ama hayat guseldir... ustelik yesil fasulyenin ttamda mewsimidir...

Ebda dedi ki...

Merak ediyorum,
Annen elmaları nasıl birleştirdi,?
Ve seni dinliyorum...

la luz dedi ki...

uçurtmana üzüldüm keşke yenisini yapsaydın çünkü gidenle gidilmiyor.

biliyor musun; benim hiç uçurtmam olmadı. mor renkli uçan balonlarım oldu hepsi de beni bir bir bırak gitti..

karpuzkabugu dedi ki...

bugun ucurtma gunumdeyim:)pur`un sayfasinda renkleri gordum,sonrasinda aklima renkli ucurtmam geldi ve cok yakin bir arkadasimla bu yaz ucurtma ucurmak icin sozlestik:).burada da ucurtmayi gorunce dayanamadim ben de biseyler yazayim dedim.
ben en son ne zaman ucurtma ucurmustum acaba?umm...sanirim gecen sene bu aylarda eskisehir`de.evet evet hatirliyorum:).oncesinde bizim okulun bahar senliklerinde,ucurtma senligine katilip arkadaslarla kendi yaptigimiz ucutmayi ucurmaya calismistik ki yine basaramadik.bizim senlikler bittikten sonra,kuzenimin davetiyle kalkip ankara`dan eskisehir`e sirf anadolu univ.deki ucurtma senligine gitmistim.:)oss`ye girecek bi kuzenim vardi,onu aldim goturdum senlige.sinav oncesi iyi gelir diye.hakikaten iyi de gelmisti:).biz yine ucurtmayi ucurmayi beceremesek de,en azindan denemistik.o gun onu ucurabilmek icin az caba sarfetmemistik dogrusu.ama o guzel gunesli eskisehir gununde oyle guzel eglenmistik ki,bunu cocukken yapsaymisim da bu kadar eglenirdim herhalde dedim.cocuk olmak guzel sey:).

Bil-sen-de

Pardus... Özgürlük Için...

Firefox 2

Bazen Okurum

Dinle-sen-de